Ürtiker
->
ÜRTİKER
ÜRTİKER
Ürtiker, ilaçlara, yiyeceklere, infeksiyonlara ve daha pek çok uyarana baÄŸlı olarak geliÅŸebilen ve sık karşılaşılan bir hastalıktır. Halk arasında dabaz veya kurdeÅŸen olarak bilinir. Toplumdaki kiÅŸilerin %20’sinin, yaÅŸamları boyunca en az bir kez ürtiker atağı geçirdiÄŸi saptanmıştır. Altı haftadan kısa süren olgulara akut ürtiker, uzun sürenlere kronik ürtiker denir. Akut ürtiker gençlerde daha sık, her iki cinste eÅŸit olarak görülür; kronik ürtiker kadınlarda ve orta yaÅŸta daha sıktır.
Etyoloji:
Ürtikerin baÅŸlıca nedenleri, ilaçlar (penisilin, aspirin, vb), yiyecekler (kuru yemiÅŸler, yumurta, balık, deniz kabukluları, çikolata, inek sütü, turuçgiller, erik, elma, çilek, domates, havuç, fasulye, mantar, et, mayalı besinler, baharatlar, kızartmalar, turÅŸu, vb) ve hazır yiyeceklerde bulunan katkı maddeleri (koruyucular, boyalar, vb.), inhalanlar (ev tozları, polenler, küfler, hayvan tüyleri-epitelleri vb.), fokal infeksiyonlar (tonsillit, farenjit, diÅŸ absesi, otit, kolesistit, piyelonefrit, vajinit vb.), parazitozlar (özellikle barsak parazitleri), böcek ısırmaları (özellikle arı sokması), tiroid hastalıkları (özellikle otoimmün olanlar), kollajenozlar (SLE, dermatomiyozit vb.), maligniteler ve fizik etkenler (dermografizm, basınç, sıcak, soÄŸuk, kolinerjik, güneÅŸ)’tir. Stres hem bir asıl neden hem de bir kolaylaÅŸtıcı faktör olarak rol oynayabilir. Bu nedenler, hem akut hem de kronik olgular için geçerlidir. Öte yandan, akut olgulara en sık ilaçlar, yiyecekler ve akut üst solunum yolu infeksiyonları neden olur. Kronik ürtiker olgularının çoÄŸunda etyolojik faktör saptanamaz.
Patogenez:
Ürtiker vazodilatasyon ve küçük damarlardan olan transüdasyon sonucu ortaya çıkar. Yukarıda sayılan nedenler, immünolojik veya non-immünolojik mekanizmalar ile ürtikere yol açar. Her iki mekanizma da mast hücreleri ve bazofillerden mediatörlerin salınımına yol açar. Ürtikerde en sık görülen immünolojik mekanizma, IgE’ye baÄŸlı olan Tip I aşırı duyarlık reaksiyonudur. İlaç ve besinlere baÄŸlı ürtikerlerin çoÄŸu bu yolla ortaya çıkar. Non-immünolojik mekanizmaya örnek olarak fizik ajanların neden olduÄŸu ürtikerler gösterilebilir; bazı ilaçlar ve besinler de bu mekanizma ile ürtikere yol açabilir.
Klinik:
Ürtiker, kısa zamanda kaybolan, kaşıntılı, hafifçe eritemli, ödemli papüllerle karakterlidir (4-K: Kısa zamanda kaybolma, Kaşıntı, Kızartı, Kabartı). Ürtiker papülü başlangıçta kırmızıdır, sonra ortası, ödemden dolayı, solar; deriden kabarık ve üstü düzdür. Papül, deri gerildiğinde daha belirgin hale geçer ve deri iki parmak arasına sıkıştırıldığında portakal kabuğu görünümü; ortadaki solukluk daha da belirginleşir. Papüllerin kenarları keskindir, şekilleri değişiktir, büyüklükleri 2-3 mm-30 cm çapında olabilir. Ürtikerde tek bir lezyon kısa sürede, çoğu defa bir kaç saat içinde kaybolur, ancak yeni lezyon çıkışı devam eder. Lezyonların biri batar, biri çıkar, fakat iyileşen bir bölgede en az 3-6 gün yeni papül çıkmaz. Ürtiker subkutan dokuyu da etkileyebilir, bu durumda anjioödem ortaya çıkar, göz kapakları ve dudaklar balon gibi şişer. Anjioödem mukozaları da etkileyebilir, dil şişebilir, nadiren de olsa larinks ödemi sonucu asfiksi gelişebilir. Anjioödemde lezyonların kaybolması 24 saaten uzun sürebilir.
Ürtiker papülleri vücudun her yerine lokalize olabilir, fakat daha çok gövdeye yerleşir.
Kaşıntı hemen daima vardır, lezyonlar yüzeyel olduğunda çok şiddetli, derin olduğunda minimaldir.
Ürtikere gözlerde sulanma, hapşırma, nefes darlığı, karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi semptomlar eşlik edebilir. Bu semptomlar, şiddetin yanı sıra allerjenin giriş yolunu gösterir. Göz, burun ve akciğer semptomları varsa, allerjen solunum yolu ile girmiştir, inhalandır. Gastrointestinal sistem semptomları varsa, sindirim yolu ile girmiştir, yiyecek veya ilaçtır.
Künt bir cisim ile çizilme, basınç, soÄŸuk, sıcak, güneÅŸ ışınları, egzersiz ve titreÅŸim gibi fiziksel etkenler de ürtiker yapabilir. Böyle olgulara “fiziksel ürtiker” denir. Dermografizm, künt bir cisim ile çizilme sonucu kolaylıkla lineer ürtikeryal plakların geliÅŸmesidir. “Kolinerjik ürtiker”, terlemeyi uyaran etkenler (sıcak, egzersiz, emosyonel stress vb.) sonucu toplu iÄŸne başı veya mercimek büyüklüğünde ürtikeryal papüllerin geliÅŸmesidir.
ÇoÄŸu kiÅŸi, ısırgan otunun (deriye deÄŸinmesi sonucu gelip geçici, kaşıntılı kızartı ve kabartıların oluÅŸacağını bilir. Ürtiker adı da bu bitkinin latince adından gelir: “Urtica”. Bir maddenin deÄŸinmesi sonucu geliÅŸen ürtikere “kontakt ürtiker” denir. Günümüzde tıbbi eldivenlerde ve kondomlarda bulunan latekse karşı geliÅŸen kontak ürtiker, hatta anafilaksi olguları önemli bir sorundur. Bugün, suyun bile sıcaklıktan bağımsız olarak kontakt ürtiker (akuajenik ürtiker) yapabileceÄŸini bilinmektedir.
Tanı:
Ürtiker tanısı, klinik olarak tek bir lezyonun 4-K özelliÄŸine göre konur. Lezyonlar, ağırlıklı olarak belirli vücut bölgelerini etkiliyorsa, fiziksel ürtiker akla getirilmelidir: Sütyen altı, kemer altı, avuç içleri ve ayak tabanları tutulmuÅŸsa basınç ürtikeri; yüz, eller ve ayaklar tutulmuÅŸsa soÄŸuk ürtikeri; yüz, boyun, göğüs V’si, el sırtları, ön kollar ve kadınlarda bacaklar tutulmuÅŸsa güneÅŸ ışınları sorumlu olabilir.
Kronik ürtikerli olgularda, ürtikerin nedenlerine yönelik ayrıntılı bir öykü alınmalı ve sistemik bir fizik muayene yapılmalıdır. Eritrosit sedimentasyon hızı, tam kan sayımı, tam idrar tahlili ve dışkıda parazit aranması dışındaki laboratuvar incelemeleri rutin olarak istenmemeli, klinik bulgulara göre istenmelidir.
Ayırıcı tanı:
Ürtiker, kolay kolay başka bir hastalık ile karışmaz. Bununla birlikte, ürtikeryal vaskülitten ayırt edilmelidir. Ürtikeryal vaskülitte purpura vardır, lezyonlar bir günden uzun sürer ve pigmentasyon bırakır. Pigmentasyon, eritrositlerin yıkımı sonucu oluşan hemosiderine bağlıdır. Uyuz ve atopik dermatit gibi diğer kaşıntılı hastalıklarda görülen ekskoriasyonlar, bu hastalıkların ürtikerden ayırt edilmesinde önemli bir bulgudur.
Tedavi:
Akut ürtikerli olgularda ilaç yasağı ve sıkı perhiz (3-5 gün boyunca yalnızca haşlanmış, yağsız, salçasız, baharatsız kuzu eti, tavuk eti, patates, pirinç, havuç) uygulanmalıdır. İnfeksiyon odağı saptanırsa tedavi edilmelidir.
İlaç olarak, ilk üç gün metil prednizolon (60 mg IM, çocuklarda 1 mg/kg), daha sonra oral H1 antihistaminik kullanılabilir. Gerekirse parenteral antihistaminikler ile tedavi desteklenebilir.
Özellikle anjioödemli olgularda adrenalinin, 1/1000′lik solüsyonundan eriÅŸkinlerde 0.3-0.5 mg/total SC, çocuklarda 0.01 mg/kg SC kullanılmalıdır. Ülkemizde 1/1000′lik adrenalin solüsyonu, 0.25 mg adrenalin içeren 1/4′lük ampuller, 0.5 mg adrenalin içeren 1/2′lik ampuller, 1 mg adrenalin içeren 1/1′lik ampuller halinde bulunmaktadır, her üçünün de hacmi 1 ml’dir. Basitçe, eriÅŸkin bir hastaya örneÄŸin, 1/2′lik ampulün yarısı veya tamamı yapılmalıdır, çok ÅŸiddetli olgularda, 15-30 dk sonra tekrarlanabilir.
Kronik ürtikerin semptomatik tedavisinde temel ilaç oral antihistaminiklerdir. İlk seçenek olarak non-sedatif ve uzun etkili olanlar tercih edilmelidir. Hasta stresli ise ya da ürtiker nedeni ile uykusuzluk çekiyorsa, sedatif bir preparat; lezyonlar gün içinde sık sık yineliyorsa, kısa etkili bir preparat tedaviye eklenebilir.
Prof. Dr. Süleyman Pişkin
Yorum Yaz